Pazartesi, Mayıs 28, 2018
Airdrop

Uservice İle Oto Servisleri Merkezsiz

Bugün sizlerle uzun bir Pazar okuması paylaşacağım. Yazıyı yazarken başta bu şekilde bir giriş yapmamalıyım aslında ama tamamını yazdıktan sonra farkettim ki anlatacak çok bilgi varmış. Konu başlığımız özünde çok basit olmakla birlikte, insanların hayatında, bugünü ve yarını düşündüğümüzde çok büyük etkilere sahip “araba”lardan bahsedeceğim. Her yıl dünya genelinde yüz binlerce insanın trafik kazalarında ölümüne sebebiyet veren, çevre kirliliğine ve hatta ozon tabakasına zarar veren ama iyi yanından baktığınızda mesafeleri kısaltan, günde saatlerce trafik çekmemize rağmen vazgeçemediğimiz, artık uzak durmamızın imkanı olmadığı, bilim kurgu filmlerinde bile en fazla ileriye gittiği noktanın uçması olan, olmazsa olmazımız arabalar…

Birçok farklı araba icadı girişimi olmakla birlikte, şuan var olan toplu üretim arabaların mucidi, babası Henry Ford. Herkes zamanında bu işin çok yürümeyeceğini, atların tekrar hakimiyeti geri kazanacağını iddia etse de, Henry Ford eleştirilere aldırmamış yoluna devam etmiştir. 1909 yılında adı Scientific (bilimsel) olmasına rağmen çok da vizyoner olmadığını düşündüğüm Scientific American dergisinde bir editör “otomobil geleceği noktaya geldi, son birkaç yıldır öyle yeni bir şeyler de yapılmıyor, bundan sonra daha da ileri gitmez” diye bir açıklama yapmış, sonra da heralde bunu söyleyen adamı üzerinden yıllar geçtikten sonra torunları reddetmiştir. Ama dönemin vizyoner (!) insanları bununla da sınırlı değil. Henry Ford, avukatına şirketinden hisse alması için teşvikte bulunuyor ve avukat dönemin Michigan Savings Bankası’nın başkanına fikrini sorduğunda “dostum arabalar bir hevestir, geçicidir ama atlar daima kalıcıdır” diyerek efsanevi bir tavsiyede bulunuyor. Allahtan avukat dinlememiş ve hisse almış, 5 senede avukatlıkla kıyaslandığında, çok daha fazla para kazanır hale gelmişti. 1919’da Henry Ford’a tüm hisselerini satmış, 1933 yılında öldüğünde geride 17 Milyon Dolarlık bir servet bırakmıştı. Banka müdürü de muhtemelen Michigan’daki 1+1 evinde Scientific American okuyordu.

Gelelim günümüz Türkiye’sine. 78 Milyon’dan fazla nüfusuyla Türkiye’de Kasım sonu itibariyle trafiğe kayıtlı toplamda 22 Milyon 134 Bin 792 taşıt olduğu TÜİK tarafından açıklandı. Yani ortalamada neredeyse 3 kişiye 1 araba düşüyor. Sosyal sınıf farklılıklarını düşünürseniz bu aslında sistemsel eşitsizliği de gözler önüne seriyor. Bu taşıtların yüzde 54’ünü otomobil, yüzde 16’sını kamyonet, yüzde 14’ünü motosiklet, yüzde 8’ini traktör, yüzde 4’ünü kamyon, yüzde 2’ sini minibüs, yüzde 1’ini otobüs ve yüzde 0.2’sini de özel amaçlı taşıtlar oluştuyor. Bu araçların çok büyük çoğunluğu ise İstanbul’da. Hatta yapılan bir araştırmaya göre İstanbul, Dünya genelinde en yoğun trafiğe sahip şehirler arasında 6. Sırada yer aldı. Ortalamada bir İstanbul’lu 46 dakika trafikte kalıyormuş. Böyle bir dünya başarısı bizi sevindirir mi bilemedim. Hele ki önümüzdeki şehirlere baktığınızda (Bükreş, Chongqing, Cakarta, Bangkok ve Mexico City) maalesef hiç de mutlu edecek bir tablo yok.

Arabalar her dönem haber değeri olan bir konu başlığıydı. Örneğin 1899 yılında Literary Digest adında bir dergi, arabaların zenginlere mahsus olduğunu ve ilerleyen yıllarda fiyat anlamında düşüş gösterecek dahil olsa bisikleti geçemeyeceğini iddia ediyordu. Aslında 1965 yılına kadar dünyada bu iki ulaşım aracının üretimi birbirine çok yakındı fakat sonraki yıllarda bisikletlerin satışı arabayı tabii ki de geçti. Bunu tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Fakat bu noktada en önemli nokta, bisiklet satışının hangi ülkeler tarafından yüksek olduğunu değerlendirmek. Yukarıda bahsettiğim ülkeleri düşündüğünüzde neden ilk sıralarda bir Avrupa şehri olmadığını söylemeye gerek yok. Medeniyetin artması, başlarda bahsettiğim toplumsal faydanın gözetilmesiyle arabaların sayısını da limitliyor. Bizdeki gibi her 3 senede bir, kredisi bitince yeni arabaya geçme sevdası olmayan medeni ülkeler bisiklet kullanımını öne çıkarıyor, bisiklet yolları yapıyor. Ve yine bizdeki gibi bu yollara dikine araba park edilmiyor. Özellikle Hollanda’da bisikletliler arabalılardan bile öncelikli olarak yolları kullanıyor. Yayalar bisikletlere yol veriyor. Yine yayaların yol hakkı olmadığı güzel ülkemizde bunlar bize biraz masal gibi geliyor. Yol hakkı arabaların büyüklüğünden küçüklüğüne göre, şoförün cesur ve ataklığına göre değişiyor. Ama olsun, arabanız varsa kendinizi şanslı sayıyorsunuz.

                      

Ülkemizde arabaya sahip olmak, iyi ya da kötü, eski ya da yeni, büyük bir lüks. Yani arabayı alma gücün olacak, hadi olmadı, kredi çekme gücün olacak, alırken vergini vereceksin, benzine her gün vergi gelecek onu vereceksin, dönemi gelecek MTV ödeyeceksin, bir acemi gelecek vuracak onu ödeyeceksin, kasko, trafik sigortası ödeyeceksin, sen mışıl mışıl evinde uyurken biri gelip arabana vuracak onu hasarsızlık gitmesin diye ödeyeceksin, tabi araban sıfırsa kıyamayıp (ilk birkaç sene en azından) yetkili servise götürüp orada hatrı sayılır bir miktar ödeyeceksin; lüksün kralı araba olmayacak da ne olacak?

Arabalarla ilgili şuanda yüzlerce site, binlerce, onbinlerce satışçı, galerici, oto servis, çıkmacı bulabilirsiniz. Sigortası, yedek parçası, 2. Eli, sıfırı, servisi derken insanı çileden çıkaran, korku tüneline sokan bir süreç diyebiliriz. Kime nasıl güveneceğim, adam kazasız diyor ama ya kazalıysa, bu özel servisler parayı alıyor da neden bu kadar alıyor, oto sanayideki servisin ne eksiği var gibi kendinize çok soru soruyorsunuz ama cevabı yok. Herkesin cevabı da kendince farklılaşıyor.

Uservice (https://usrv.io/) sizi tüm bu dertlerden kurtaracak bir projeyle geliyor. Şuan hali hazırda var olan iş kollarını bir adım öteye taşıyorlar. Yedek parça, sigorta şirketleri, şirket araçları, araç sahipleri, araba servisleri, bankalar, üreticiler hepsi tek bir platformda yer alıyor ve bu platform sayesinde güvenilir bir süreç yaşıyorsunuz. Yani seri numarasını bildiğiniz bir arabanın, önceki servis bilgilerine ulaşıp, daha önceki sigorta süreçlerini inceleyebiliyor ve hatta kaza bilgilerini de net bir şekilde görebiliyorsunuz.

              

Piyasada gördükleri fırsat alanlarından bazıları şunlar :
Yetersiz data analiz bilgisi. Arabaların kendisi çok fazla data içermekle birlikte, tüketicilerin, nihai kullanıcıların bu bilgilere erişmeleri pek de mümkün gözükmüyor. Çok da bilgi sahibi olmadığımız cihazlara sokup arıza olduğunu söyleyen servisler insanları diledikleri gibi yönlendirebiliyor.
Ödeme güvenliği. Neye ne kadar ödediğiniz ve nasıl ödediğiniz burada önemli bir değişken. Yapacakları sistemle blockchain teknolojisiyle ödeme yapıp, her işlemin gerçek değerini bilme şansınız olacak.
Yedek parçalar. Araştırma süreci, fiyatlama, ulaşım derken parçalar ciddi bir zaman kaybı olabiliyor. Yurtdışında birçok insan kendi kendine bu süreci çözmeye çalışıyor ama bunun da bir garantisi yok ve hatta yine riskli durumlar oluşabiliyor.
Transparan olmayan, düzensiz ve subjektif müşteri memnuniyeti anketleri. Uservice Platformu tüm partnerleri biraraya getirdiği yazılımıyla herkese puanlama konusunda eşit şans verecek ve sizi sürprizlerle karşılaşmamanız için koruyacak.

Gelelim UST tokenlarının faydasına. Her zamanki gibi bu tokenlar, ilgili platformun temeli olacak. Uservice teknolojisi içindeki tüm alım satım piyasası UST ler vasıtasıyla olacak. Yani farklı ülkelerden sipariş dahi geçseniz, kurlar sebebiyle kafanız karışmayacak ve belli marketleri biraraya getirdiği için de satışçıların kurlar üzerinden fırsat yaratmasına engel olacak. Aşağıdaki tabloda da görebileceğiniz gibi, sistem üzerindeki her aşamada bir şekilde tokenları kullanmanız mümkün olacak.

Toparlamak gerekirse, Uservice tüketiciler için sıkıntılı olan bir noktaya çözüm bulmayı hedefliyor. Dünyada araba sahiplerinin çok benzer dertleri olduğunu düşündüğünüzde, hedeflerine ulaşıp ulaşamamaları bir yana, orta vadede bu sıkıntıyı çözecek başka şirketlere bu sektörde kapı açacağından şüphem yok.

Website: https://usrv.io
Telegram: https://t.me/userviceico
Facebook: https://www.facebook.com/uremont/

About The Author

Leave A Response